1. Ana Sayfa
  2. Haberler
  3. Kadına Yönelik Şiddet Ve Devletin Sorumluluğu Üzerine Kamuoyuna Duyurumuzdur
Kadına Yönelik Şiddet ve Devletin Sorumluluğu Üzerine Kamuoyuna duyurumuzdur


22 yaşındaki genç bir kadının bir valizin içine konularak yol kenarına bırakılması, ülkemizde kadına yönelik şiddetin ulaştığı vahim ve kabul edilemez boyutları açıkça ortaya koymaktadır.

Kadını bir “mülkiyet unsuru” gibi gören ve temel insan haklarını yok sayan zihniyetle mücadele, yalnızca bireysel bir sorumluluk değil; aynı zamanda anayasal bir yükümlülüktür.

Kadın cinayetleri münferit vakalar olarak değerlendirilemez. Bu olaylar, toplumsal yapının derinliklerine işlemiş sistematik bir sorunun göstergesidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, bu meselenin çözümüne yönelik kapsamlı, çok yönlü ve etkin adımları gecikmeksizin atmalıdır.
Kadınların yaşam hakkını korumak, Anayasa’nın 10. maddesiyle güvence altına alınan eşitlik ilkesi ve 17. maddesiyle tanımlanan yaşama hakkı çerçevesinde devletin asli sorumluluğudur.

6284 sayılı “Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’un” etkin ve tutarlı bir biçimde uygulanması ile denetimi, kadınların güvenliğinin sağlanmasında kritik öneme sahiptir.
İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı, şiddetle mücadele konusunda devletin kurumsal kapasitesini zayıflatmış ve kadınların korunmasına dair güven duygusunu olumsuz etkilemiştir.

Hukukun suskun kaldığı bir ortamda, toplumsal vicdan da zedelenir.
Bu ülkede kadına yönelik şiddeti meşrulaştıran değil; kadınların yaşam hakkını teminat altına alan bir hukuk sistemi egemen olmalıdır.

Kadınların yaşamlarını korku içinde değil; özgür, güvenli ve eşit koşullarda sürdürmeleri, hukuk devleti ilkesinin bir gereğidir.

Paylaş

Diğer Haberler
Web sitemizdeki çerezleri (cookie) kullanıcı deneyimini artıran teknik özellikleri desteklemek için kullanıyoruz. Detaylı bilgi için tıklayınız.
Tamam