| CHP Grup Başkanvekili İzmir milletvekili Kemal Anadol'un Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını istediği soru önergesi şöyledir: TÜRKİYE BÜYÜK MİLLET MECLİSİ BAŞKANLIĞINA Aşağıda yer alan sorularımın Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından yazılı olarak yanıtlanmasını saygılarımla dilerim. Kemal Anadol İzmir Milletvekili CHP Grup Başkanvekili Diş ve ağız sağlığının iyileştirilmesi genel sağlığın bir parçası olmasına karşın ne yazık ki, siyasi iktidar tarafından yeterince önemsenmemekte ve yurttaşların sağlık hakkı kısıtlanmaktadır. Kamunun özel sağlık kuruluşlarından ağız ve diş sağlığı hizmeti satın almasına yönelik olarak kamuoyuna yapılan açıklamalar ve başlatılan girişimlerden, ekonomik kriz gerekçe gösterilerek geri adım atılması halkın sağlığından ödün verildiğini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Bu açıdan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sayın Ömer Dinçer'in ağız ve diş sağlığını ekonomik krize feda ettiklerini itiraf ettiği 3.9.2009 tarihli açıklaması tam bir talihsizliktir. Siyasi iktidarın sağlık hakkına bu ideolojik yaklaşımının yanı sıra yargı kararlarını etkisizleştirme, yargı kararlarının arkasından dolaşma amacına yönelik girişimde bulunması Anayasa ve yasaların ihlali niteliğindedir. Serbest dişhekimine sevk edilen kamu görevlileri ve bakmakla yükümlü oldukları kişilere tedavi giderlerinin ödenmesi konusunda İzmir Dişhekimleri Odası önemli bir hukuk mücadelesi vermiştir. 25.05.2009 tarihli Resmi Gazete'de 8 sıra nolu Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği yayınlanmış ve Özel Sağlık Kurum ve Kuruluşlarında Diş Tedavisi başlıklı 5.2. maddesinde serbest dişhekimine sevk edilen devlet memurları ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin tedavi giderlerinin kendilerine ödenmesi konusunda sınırlamalar getirilmiştir. İzmir Dişhekimleri Odasının başvurusu üzerine Danıştay 2. Dairesinin 2007/2863E sayılı ve 26.03.2008 tarihli kararı ile sınırlandırma getirilen hükümler için yürütmenin durdurulması kararı verilmiştir. Bunun üzerine 23.10.2008 tarihli resmi gazetede 6. sıra nolu Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği yayınlanmış ve Danıştay kararı doğrultusunda işlem yapılacağı yani miktar sınırlaması getiren hükümlerin uygulanmayacağı belirtilmiştir. Daha sonra 07.02.2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan bir tebliğ ile, yani yaklaşık 3 ay sonra, tekrar sevk yasağı getirilerek Danıştay kararını etkisiz kılacak bir mevzuat değişikliğine gidilmiştir. İzmir Dişhekimleri Odasının başvurusu üzerine Danıştay 2. Dairesinin 2009/756E ve 29.05.2009 tarihli kararı ile bu düzenlemenin de yürütmesi durdurulmuş ve böylece kamu görevlileri ile bakmakla yükümlü olduklarına ilişkin sınırlamaların kaldırıldığı 23.10.2008 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan 6 Uygulama Tebliği'nin 5.2 ve 2.7.7. maddeleri yeniden yürürlüğe girmiştir. Yani kamu görevlilerinin sevk yasağı tekrar kalkmıştır. Son olarak 05.09.2009 tarihli Resmi Gazetede 11 sıra nolu Tedavi Yardımına İlişkin Uygulama Tebliği yayınlanmış ve 2. ve 3. maddeleri ile yeniden sevk yasağı getirilmiştir. Sonuç olarak; memurlar ve bakmakla yükümlü olduklarının serbest dişhekimlerine ve özel sağlık kuruluşlarına sevkini engelleyen Tebliğlerin 2 kez Danıştay tarafından yürütmesinin durdurulmasına karşın, siyasi iktidar yeni Tebliğler yayınlayarak yargı kararlarının uygulanmasını engellemiştir. 5.9.2009 tarihli en son çıkarılan Tebliğ de yargı kararını ortadan kaldırmak amacını taşımaktadır. Yargı kararlarını uygulamamak Türk Ceza Kanunu uyarınca suç teşkil etmektedir. Kaldı kki bu durum hukuk devleti ve sosyal devlet ilkelerine de aykırıdır. Sosyal Devlet olma ve memurun sağlık hakkını ve sosyal güvenlik hakkını gasp etme anlamına gelecek bu tebliğin Danıştay kararları doğrultusunda derhal yürürlükten kaldırılması gerekmektedir. Bu çerçevede; 1. Sevk zinciri içerisinde yine kamu kurumlarının sağlık birimlerince sevki zorunlu görülen memur ve bakmakla yükümlü oldukları kişilerin özel sağlık kuruluşlarına ve serbest dişhekimlerine sevkinin engellenmesinin gerekçeleri nedir? Bu durum sağlık hakkının gaspı değil midir? 2. Danıştay'ın 2 kez yürütmeyi durdurma kararı vermesine karşın, yeni Tebliğlerle yargı kararını etkisizleştirenler hakkında herhangi bir işlem başlatılmış mıdır? Eğer herhangi bir işlem başlatılmadı ise yargı kararlarını yerine getirmeyenler hakkında işlem yapılmamasının gerekçeleri nelerdir? 3. Kamu çalışanlarının ağız ve diş sağlığı hizmetlerinden yararlanması noktasında getirilen kısıtlanma ve engellemelerin ideolojik bir temeli var mıdır? 4. Kamu çalışanlarının sağlık harcamalarının kısılması sosyal devlet ilkesiyle bağdaşır mı? 5. Ekonomik krizin varlığı, halkın sağlık hakkının elinden alınması için gerekçe olabilir mi? |